HAYATTA ŞİİR OLMAK
Şiir için “ nesir olmayan şey” derler. Düz yazıyı yürüyüşe, şiiri raksa benzetir bazı edebiyatçılarımız. Her yürüyüşün açık bir amacı vardır. Yürüyüş istenilen bir şeye yönelmiş bir hareketi ifade eder. Yürüyüşün gideceği menzil, uğrayacağı duraklar önceden belirtilmiştir. Nesir de böyledir. Bir amacı, ulaşmak istediği bir sonuç vardır.Yolunda fazla oyalanmaz. Direk gideceği sonuca ulaşmaya çalışır.
Raks ise bir takım hareketlerden,sembollerden ibarettir. Fakat bu hareket ve sembollerin amacı kendilerinde gizlidir, her hangi bir şeyi açıklamak istemez. İfade ettiği şey doğrudan doğruya kendisidir. Amaç kendi varlığını ispattır. Şiir de aynen raks gibidir. Başka yerlerde gözü yoktur.Amacı kendisini ortaya koymaktır.Şiirin gitmek istediği uzun bir yol, bir menzil yoktur: O bütün gayretini ve gücünü kendine harcar.
Şiirden hareketle düzyazıya ya da düzyazıdan hareketle şiire varılamaz. Her ikisi de kendi haline güzeldir, anlamlıdır. Hitabettiği alan farklıdır. Şiir, tabiattaki tüm güzelliklerdir.İnsan en büyük şiirdir belki de. Şiirde samimiyet vardır, saflık vardır.Düzenbazlıklar, kin, nefret pek uğramaz, uğrayamaz şiire.Coşku, sevda hakimdir mısralara.Şiir bazen güvenli ve huzurlu bir limandır insana sığınacak.İnsanını gönlü ferahlar, mutlu olur şiiri okuduğunda. Hatta en kötü şeyler bile, ölüm bile güzelleşir şiirlerde.
Ölüm asude bir bahar ülkesidir bir rinde
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında yatan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.
Y.Kemal
Servilerin serinliğine karışan bütün bir sonsuzluğun, içimize akıp ferahlattığını ne de güzel dile getirmiş şair değil mi?
İşte ölümü bile anlamlı ve güzel kılan şiir. anlamlı bir uyum ve anlam bileşeni...
İnsan bazen tarifsiz duygular yaşar, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar haz alır bir şeylerden. İşte bu rastgele doğan ve kabına sığamayan heyecan şiiri oluşturur. Bizi alıp bir başka diyarlara götürür. Şiirin en önemli özelliği belki de bu başka diyarlara alıp götürme meziyetidir ki herkes kanatlanmak ister bir şekilde bir yerlere.
Şiirde başlıca iki unsur vardır der büyük şair Necip Fazıl: His, fikir. “ His, fikir olmaya, fikir de his olmaya doğru kıvrımlaşmaya başlayıncadır ki sanat kıvrımlar arasında karargahını kurar”.
Şiir bir takım sözlerin belli kalıplarda dizilmesi değildir. Ormanda kuru bir ağaç nasıl sırıtır yakışık almazsa şiirde de kuru ve boş kelimeler yakışık almaz, ahengi bozar.Kelimeler bir ahenk içinde dökülmeli insanın ağzından. Her dörtlük şiir olmayacağı gibi her şiir yazan da şair değildir.
Şiirde musiki de olmalıdır. Şiirle musiki ayrılmaz birbirinden. Mısralar akıp gitmeli kendi haline. Ahmet Haşim,”Şiir, sözden ziyade musikiye yakındır” der. Orhan Veli de “Şiirdeki mana, resimdeki renk, musikideki ses gibi bir şeydir. Şiirde bir mana zevki aranır” der.
Görüldüğü gibi şiirin net bir tarifi yok. Her şair kendine göre bir mana yüklemiş şiire.
Gönlünüzde ve hayatınızda şiire bir yer ayıran ve değer verenlerden olmanız dileğiyle....
Adem Keven










