Televizyon, Okuma Yazmayı EngelliyorBu yıl birinci sınıfları okutan, tecrübeli bir öğretmen arkadaşımla birinci sınıfların genel durumları hakkında konuşuyorduk.“Hocam sınıfın durumu nasıl, çocuklar okuma yazma konusunda ne durumdalar? diye sorduğumda bakınız nasıl cevaplar aldım:“İnanın Adem Bey, yıllardır öğretmenlik yaptım, defalarca birinci sınıf okuttum. Hatta 70–80 kişilik sınıflar bile okuttum, ama şu an okuttuğum sınıf gibi bir sınıf ile karşılaşmamıştım. Öğrencilerin büyük çoğunluğunda algılama ve öğrenme güçlüğü, öğrendiklerini belleklerinde tutamama sorunu var.Öğretmenlik Bilinci
Bir öğretmenin siyaset yoluyla ya da diğer yollarla ülkenin kötü kaderini düzeltmesi çok zor ve hatta imkansız görünüyor. Okullardan ve öğrencilerden başlamak da çok uzun bir yolculuk. Çünkü, bu güne kadar yapılanlar ortada. O zaman, geriye, işe sadece kendimizden başlamak kalıyor. Her öğretmen, önce kendisini bilinçlendirmeli, kendi gücünün sınırlarını keşfetmeli, genişletmelidir. Eğer öğretmenler topyekûn bir bilinçlenme hareketine adım atarlarsa, toplum zaten, onların arkasından gelecektir.Güneş’in Işığı Kendinde Kalsaben ozanmışım,
ben en güzel şiiri yazan şairmişim,
en güzel nağmeyi söyleyen âşık öğretmenmiş
öyle mi?
ve ben bir nakkaş,
bir heykeltıraşmışım değil mi?
...
Güneş’ ten daha parlak,
Ay’ dan daha kuvvetli ışıklarım varmış,
öyle mi?
İstanbul ve Şiir![]() |
İstanbul’a Kar YağıyorduSabah uyanıp mahmur gözlerle camdan dışarı baktığımda her yerin bembeyaz karlarla kaplı olduğunu gördüm. Camı açıp karın kokusunu ciğerlerime kadar çektim. Etrafı seyre dalmıştım ki, bir anda aklıma çocukluğumda yağan karlar geldi. Her kar yağışında dışarı fırlar, deliler gibi koşar, yuvarlanır ve karlara bulanırdık. Karın tadını ve kendine mahsus zevkini iliklerimize kadar hisseder; tabiatın pamuk kadar yumuşak ve bir o kadar da beyaz ve şefkatli kollarına kendimizi bırakır ve tabiat anayla hasret giderirdik. Sonra da kendi annemizden bir güzel dayaklarımızı yer, gürül gürül yanan odun sobasının başında soğuktan kızaran ve sızlayan parmaklarımızı ısıtmaya çalışırdık. Isındıkça da, mübarek, sızıları artar ve uyuşurdu. Parmak uçlarımızda garip bir acı oluşurdu.Ben Öğretmenimilk sınıfa girdiğim anı hatırlıyorum,
heyecan dolu bakışlar içinde,
sevgi dolu yürekler içindeyim.
ilk defa bir öğrenci “ öğretmenim” diyor,
bir tuhaf oluyorum.
elime bir gün sabah, bir kır çiçeği veriyorlar,
mutluluğun ne olduğunu anlıyorum.
yüzüme sevgiyle bakıyor öğrenciler,
sevinci yüreklerimde, ta yüreğimin derinlerinde hissediyorum.
Aferin, Vermekle Bitmez...Yavuz, çok hareketli, yerinde duramayan, kıpır kıpır bir öğrencidir.
|










