Bir Yol HikayesiZAMAN
kar
şehre inen kar taneleri ne kadar berrâk bacalardan çıkan duman bile pâk bütün benliklerin, yer gök her yerin kirlendiği zamanda bir kar kalmış ak 21.12.2001 Gönlüme Kar Yağıyor...
küçük bir çam ağacı, bembeyaz karlar altında.
öyle mutlu ki...
gülümsüyor yoldan gelip geçenlere.
dalları öbek öbek, pamuk yumuşaklığında
kimi yapraklarının ucundan bir sarkıt gibi, buz parçaları uzansa da.
o inadına, huzurlu mu huzurlu,
peri masallarını andıran ülkesinde.
|
Gözlerim İstanbul
DOSTLAR KALDI BU ŞEHİRDEvideo
Hazır mıyız sonsuz yolculuğa
İnsan üzülür
İnsan efkârlanır
İnsan ağlar
Bir ölüm haberi aldığında
Anneler, analık; babalar, babalık; öğretmenler de “hocalık” yapmak istemiyorlar.
“Her şey aslında iyi olarak doğar. Her şey insanın elinde ya daha iyi olur, ya da daha kötü.
Bitkiler ziraatle insanlar terbiyeyle yetiştirilirler.
Birinci ve en büyük terbiyenin annelere ait olduğu su götürmez bir gerçektir.
Zayıf doğuyoruz, kuvvete ihtiyacımız var. Her şeyden mahrum doğuyoruz yardıma ihtiyacımız var. Zihnimiz bomboş doğuyor muhakemeye ihtiyacımız var.
Doğuştan sahip olduğumuz ve büyüyünce muhtaç olduğumuz her şeyi bize terbiye vermiştir.
Bu terbiye bize tabiattan, insanlardan ya da eşyalardan gelir. Bu üç terbiye uyum içinde olmalıdır.” (Bu satırlar Jan Jak Roussa’nın Emil isimli eserinin muhtelif sayfalarından alınmıştır. Şimdi konuyu irdelemeye devam edelim.)
|










.jpg)